Bu Blogda Ara

6.7.12

Eğer;
O’nu hatırladıkça başı göğe ermişçesine 
ya da asansör boşluğuna düşmüşçesine ürperiyorsa yüreğiniz…
Ömrü saatlere sıkışmış bir kelebek telaşıyla 
O hüzünden bu neşeye konup kalkıyorsanız gün boyu nedensiz… 
ve her konduğunuzda diğerini iple çekiyorsanız bu hislerin…
O’nunlayken pervaneleşen yelkovanlar 
O’nsuz mıhlanıp kalıyorsa yerine bir akrep kadar hain…
sınıfta büroda yolda yatakta içiniz içinize sığmıyor 
O’ndan söz edilince yüzünüz sizden habersiz 
mis kokulu bir ekmek dilimi gibi kızarıyor mahcup somurtuyor ya da muzip sırıtıyorsa
ve O her durduğunuz yerde duruyor 
her baktığınız yerden size bakıyor 
siz keyiflendikçe gülüp 
hüzünlendikçe ağlıyorsa…
dünyanın en güzel yeri O’nun yaşadığı yer 
en güzel kokusu bedenindeki ter
en dayanılmaz duygusu gözlerindeki kederse…
hayat O’nunla güzel ve onsuz müptezelse…
elmalar pembe kiremitler pembe gökyüzü yeryüzü O’nun yüzü pembeyse
kışlar ilkbaharsa yazlar ilkbahar güzler ilkbahar…
her şiirde anlatılan O’ysa… 
her filmin kahramanı O… 
her roman O’ndan söz ediyor 
her çiçek O’nu açıyorsa…
bir anlık ayrılık bir ömür gibi geliyor 
ve gider gitmez 
özlem saç diplerinizden çekiştirip beyninizi acıtıyorsa
iştahınız kapanıyor iştahınız açılıyor iştahınız şaşırıyorsa…
iştahınız 
hasret acısında bile karşı konulmaz bir tat buluyorsa…
eliniz telefonda yaşıyor 
işaret parmağınızla ha bire O’nu tuşluyor 
dara düştüğünüzde kapıyı çalanın O olduğunu adınız gibi biliyorsanız…
mütemadi bir sarhoşluk halinde her çalan telefona O diye atlıyor 
vitrindeki her giysiyi O’na yakıştırıyor 
konuşan birini dinlerken “keşke O anlatsa” diye iç geçiriyorsanız…
kokusu burnunuzdan 
sureti gözünüzden sesi kulağınızdan 
teni aklınızdan silinmiyorsa bir türlü…
özlemi 
sol memenizin altında tek nüsha bir yasak yayın gibi taşıyorsanız gün boyu…
hem kimseler duymasın hem cümlealem bilsin istiyorsanız…
O’nsuz geceler ıssız sokaklar öksüzse…
ayrılık ölüme 
vuslat sehere denkse…
gamze gamze tebessüm de onun içinse 
alev alev öfke de;
bunca tavır bunca sabır ve nihayetsiz kahır 
hep O’nun yüzü suyu hürmetine…
uğruna ödenmeyecek bedel gidilmeyecek yol vazgeçilmeyecek konfor yoksa…
dışarıda yer yerinden oynuyor ve “içeri”de bu sizi zerrece ilgilendirmiyorsa
nedensiz küsüyor 
sebepsiz affediyorsanız 
ve bütün bu hallerinize siz bile akıl erdiremiyorsanız…
kaybetme korkusu kavuşma sevincinden ağır basıyorsa 
ve aşk gurura baskın çıkıyorsa bu yüzden her daim…
gece yarısı kadim bir dost gibi kucaklayan tanıdık bir şarkı 
bütün acı sözleri unutturmaya yetiyorsa…

Her gidişte ayaklarınız “Geri dön” diye yalpalıyorsa 
ve siz kendinize rağmen dönüyorsanız 
sabırsız sınırsız doyumsuz bir tutkuyla…
…o halde yarın sizin gününüz!..
“Çok yaşa”yın ve de “siz de görün”üz.